İnanmaz bi adamın
Camide ağlayarak dua eden çaresizliği omuzlarımda,
Şehrin tüm mezarlarını kazıyorum.
Nereye gizledin?
Belli ki;
Gözlerin nazarında affedilmez bi günaha girmişim.
Hâlbuki komşu bahçesindeki eriklerden de öteye gitmedim.
Eriklerden ne istedin?
Sen anlatılmaz bi sevdadan tek kelimelik bi şiir devşirdin,
Bense onu tek bir notayla besteledim,
Sesler kadar sessizliğin önemiydi hikâyedeki
Hikâye yüzünde bi gülümsemeydi
İçinde Mona Lisa gizli
Sahi Mona Lisa’dan ne istedin?
Elime geçirsem şimdi o boyaları
Tek kibritle piç ederim
Şarkıların canı cehenneme ,
-Varsa eğer yüzü
Şiirinki cennete gitsin.
Aynadanmış meğer resmettiğin maskeler
Güvercinler söyledi.
Beni boş ver.
Ben çoktan bıraktım peşini.
De Martılar soruyor
Nasıl gizledin yüzlerini ?
Sesin senin bi haykırıştı
Kokun da, sessizlik çok konuşan
Nefes alan nefes veren
-ki ben kokunu alırım fersah fersah öteden
Bi haykırışla kokunu yok eden sensen eğer
Martılara söylemek ister misin;
Benim sesimden ne istedin?
Oysa ben bi gelişinle gök kubbeye inat şiirler yazardım
Geceye inat ölümcül susar içimdeki yıldızları konuşturmaz
Dansına izin verirdim kokunun.
Öyle salon Valslerine de benzemez bizim dansımız
Kokun senin Bachata’dır gecenin ve Galata’nın ortasında.
Gelmedin martılar aldı Galata’nın sessizliğini.
Beyoğlu hasretti senin dansına,
Söyle martılar daha mı çok yakıştı sokak çocuklarına?
Çok soru kaldı geriye eriklerden seslerinden sessizliğinden,
Kokundan ve maskelerinden,
Boyalardan, Mona Lisa’dan,
Yüzünden, Cennet ve Cehenemden.
Ben vazgeçtim, sevdalı da değilim
Martılardan hep bu gelişim…
Nereye gizledin ?