Ölmüş adam iki yerde yatar:
Morg - buzdolabı insanlığın-
Boyun - nadide sırat köprüsü-
İntihar, her zaman yer çekimine
karşı koymak değildir.
Ve bir kez ters yüz oldu mu insanın hayatı,
gözyaşları alnına doğru akar.
Mezarlıkta ağlayamayanlar, gözlerini kırpmadan güneşe bakar.
Aziz olmayabilir yağmur, her gözyaşını saklayacak kadar.
Boşluk iki yerde yatar:
Gözyaşı – meteor yağmuru güneşin-
Tesadüf – hidrojen peroksit gezegeni-
Altın, kamaşmış gözlerde buğday tarlası.
Savaş, dönmüş gözlerde buğday yanığı.
Güneş yağmurla lades tutuşunca, gökkuşağı.
Toprakta nefes alamayanlar, ruhunu gözlerini kırpmadan
Tanrı’ya satar.
Ciğerinde oksijen, kayboldu insanın ışığı.
Ruhlar göç etti ve kahkaha attı ağlama duvarı.