Dair

Semra Bayat

 

 

Bir sözle bütün üzüntüleri gidermek mümkün müdür? Her şey geçecek derken birileri yeryüzünde, son tesellisini vermiş olduğunun farkında olmadan o her şey geçeceğin içine mutlulukları da eklemiş midir? Göz kapaklarını indirdiğin an kadar her şeyin geçeceğine inanmış olmak da dâhil midir sevdaya? Bana göz kapaklarını ver ben inanırım. Bana seni yazmamayı gerektirecek bir şeyler söyle ben belki inanırım.

Yüzün güneşin yansımasında kirpiklerinden tutunurken zamana; zamanın durması, sevmek meselesi. Bir akşamüstü herhangi bir yokuşu tırmanırken nadiren de olsa aklından böyle sözler geçiren insanlar için çok güzel sonlar yazılmıştır sevmeye ve terk edilmeye dair. Bu söylenmesi kolay yaşaması bir hayli zor iki kelimenin uyandırdığı izlenimleri tarif etmekse daha zor olanı. Biliyorum, daha önce çok yokuşlardan tırmandım. Biliyorum çünkü sonları en iyi ben yazardım. Derdim ki; ”Çok güzel bırakıldınız. Size onun için kurduğunuz hayalleri ve giderken yaratacağı boşluğu bıraktı. Çok güzel terk edildiniz şairlerin maviyi en az sevdiği kadar hem de. Çok yanlış sevmişsiniz doğrusu varsa. Çok çok…”. Oysaki hiçbir şey kendi sonumu düşünmek kadar acı vermedi, vermemeliydi. Ya da yalnız kendimi ve

19

acılarımı sahiplenişimin uğultusuydu bu. Halbuki acılar asla tek başına gerçekleşmez.Hiçbir şey olmamış ve yaşanmamışsa hiçbir şeyi hissedersin acıyı değil. Haliyle benim acılarım gibi bir sözcük kendisi olmayı başaramamış insanlar içindi. İnsan başkalarıyla ortak hissiyatı olunca kendi gibi oluyordu. Ne kadar kendim olmuştum? Belki hiç. Belki başkasını sevmiş kadar hep.

Bilirsin sevmek biraz acı gerektirirdi. Bunu fark etmem ve kabullenmem uzun sürmedi. Yüzünü kaldırıp herhangi bir yöne doğru bakman senin için nasıl da bütün gerçekliğinle durduğunu düşünmeme sebep oluyordu ve evet bu bir düş değildi. Sanki senin yüzünü kaldırıp bakman bile insandan taraf olmayan bir davranıştı. Yani öylesine tuhaf ve ilk. Saçlarının gölgesi düşen alnında gündüzler uzuyordu. Silik bir siluete bürünüyordum böylesi gündüzlerin akşamında. Hem sonra başka bakıyordun. Hüznünü anlamam fazla zamanımı almamıştı. Anladığım vakit bütün çözüm olacak şeylerin beynimde nasıl yer edindiğini hayal bile edemezsin. Arşınladığım bütün sokaklarda, sakince seyrettiğim cadde isimlerinde bile buralardan geçmiş olabilmen ihtimaline karşı yüzümü döküp biraz biraz, seni düşünmemiş olmak olası değil. Yani saf, yalın gerçeklerle boğuştuğun sırada yabancıydım sonra çok oldu öyle aklımdan güzel sözler geçirip de yazarım bir kenara dediğim. Onlara da yabancıydım. Bilakis ellerinle telaşsız bir soluğa gidişin vardı derken bile yabancıydım. Bir tek seni saklayacak yer bulamadım bir de kendimi koyacak.

20

Ve yıkılmıyor kaybetmenin yadsınamaz yerleşkesi. Anla ki cümleler bitmiş dinmiş son demindeki hatıraların bilinci. Hâlâ bir sözle bütün üzüntüleri gidermek mümkün müdür? Hem sonra sende duydum büyümesini sözcüklerin. Senden baktım seni gördüm. Yüreğim yüreğinden süzülen yağmur bulutları.

21