Siz ufka bakarken hayal gördünüz.
Ben gerçekleri düşündüm.
O an,
o teşhir ile gökyüzünü kaldıran güneş ve yokluğunda,
kokusu iktidarsız bir denizin iç(e) boşalımı.
O an işte,
o sizin renklerinizi yitirdiğiniz gönlümün fırçası
ve bonkör ellerim aynaya ateş ederken
Evet, o an işte geçmişi kucağa aldığınız.
Benim en büyük jestim ufkun aksine mimik yapardım
ve lütfuna sual bulamazdı ufuklarda yaşayan Ande.
O panteist bir tanrıdır ve o bir an aynasız kalmıştı da
korkusu öpülmemiş bir kurbağanın gözlerinde bitmişti.
And olsun derken yeminim onu yakmıştı,
e: anca o kadar olur bir kadın tanrının sonu.
Ve hayır kızmaya hakkınız yok.
Cinsiyetçilik anca iki meme arasında ayrım yapmakla olur.*
Gerdek makyajlarınıza devam edin feministler,
Bir bebek için*
Onu görmek için gözleriniz sapkın çiçektir, açtınız.
Ben onu gözlerimi kapattığımda görürüm.
O an,
o ince bilekli güneşler toplanan kardan
ve makyajına ipince gözyaşları isyan eden.
O an işte,
o ıtırını yitirdiğiniz hatrımın bahçesi
ve ellerim gövdeme kök söktürürken.
Evet hâlâ o an işte, geleceği peydahladığınız.
Benim en büyük misafirim Ande'ydi de
ziyaretinin hikmetinden sual olunmazdı
çünkü hükmü sessiz ve sizsizdi.
O mucizesiz bir tanrıdır
ve o bir an akıl dışı kalmıştı da
varlığı gözlerimin içinde yeşermişti.
Görmezden gelmem onu yok etmişti,
e anca o kadar olur parmakla beliren bir tanrının sonu.
Ve evet hakkınız var inanmaya.
Akıl gözle görülebilir.*
Siz aptallar orta parmakların ucuna bakardınız, devam edin.
Panteist bir tanrının aynasında.*
Var oluşuyla demokrasiden fallokrasiye kayan insanoğlu, fallokrasinin demokrasiye kaymasıyla sigaranın ucunda dökülmeye yüz tutmuş bir gül yaprağına bulanır. Gül aşk ateşinde fazla yanarsa kül kırmızıdır. Külüne kurban olduğun ayin kulluk ama mezarlığın anca bir küllük. Buket kahpelikler; kırmızı rujun şeyhleri çatlatan mucizesi,
Ande’yi mehdiyle paket eder. Mehdin meçhuliyeti basit bir kelime oyunundan da fazladır. Onun peşinde koşmaktan gerçek sınavı atladınız, şimdi herkesin tuttuğu mehdi kendine!