Sonumu

Alp Yenibalcı

 

 

Utanç duyduklarından anlatmaya başlayan bir hikayeci bilmediğim için bu satırlardan başlıyorum...

Çocukken her çocuk gibi kahverengi çitler çizerdim ve güneşi sayfanın köşelerinden birine koyardım. Bazıları sayfanın tam ortasına yuvarlak bir güneşi tercih ederdi. Çocuklar hep güneş çizerdi. Bu güneşleri nereye çizdiklerine göre onların ileride bir estetisyen, bir çevre mühendisi-her ne demekse, bir ortopedist, bir boya ustası ya da bir ressam, bir sanatçı olabileceklerini anlayabilir miyiz? Karaladıkları defterlerde pazar günleri balığa çıkıp karılarını aldatan babaları gizleyebilirler mi? Utanç duyulacakları, çocukların tarifinde aramalıydık bugüne kadar şekeri az ve biraz gevşek olmuş turtalar gibi. Gözlerini kapatıp bağırsak ve diğer iç organları düşünen çocukların ülkeleri yönetme vakti geldiyse loş sonbahar akşamlarında üzerimize aldığımız kıyafetlerin kime ve neye beğenileceği önemsizleşmiyor mu? Sorularımın sahibi ben miyim yoksa yöneltilen birikmiş kalabalıklar mı? Kalabalıkların birikmişlikleri yönünü ekmek kuyruğundan farklı taraflara çekiyor tam şu anda. Söylediklerim size tecavüz hakkı

16

verecekse bunları daha da üzerine basarak yinelemeliyim belki de. Ah bu ben, sizinle uğraştıkça kendimle de uğraşıyorum bunu not edin ve kararınızı verirken bunu dikkatlice kullanın. Yaptıklarımı bir dini tarikatı örnek alarak bertaraf edebilirim ya da milletvekili olabilirim arka sıralarda oturan, yutabilirim hapşurduğumda ağzıma gelen balgam gibi. Kabul etmediğiniz soruların cevaplarını yanlış şıklarda arayın ve yaptığınız yanlışların sorumluluklarını çocukluğunuza, o çizdiğiniz güneşlere yükleyin.

Kameralar önünde spot ışıklarının olmadığı bir gündüz sefası gibi konuşurken kayda alınmış bir röportaja dairdir...

İlk sevgilimle öpüşmediysem ve onu hatırlıyorsam kişiliğim bir hayli bozuk olmalıdır, toplumdan topluca uzak durmalıyım kabilemi de toplayıp. Ağaçların köküne meyankökü dökmenin tam olarak bununla alakası var, kabilem bunu pek de kabullenmişe benzemiyor. Ben seni izlemekten sıkılmam merak etme. Aklın bende hiç kalmasın. Zaten benden bir tavsiye istiyorsan eğer, aklın kalmasın hiçbir yerde ya da hiçbir şeyde. Ben sana mektup yazmıyorum, ben sana yönelik konuşmuyorum da. Biz güldüysek beraber '' Sigara dolu bir küllüğe süt döküp sigara gevreği yemek istiyorum.'' lafına saatlerce biz çok da yargılanamayız çocuklar tarafından. Buna sigara içmemiş çocuklar da güler anneleri terlikle peşlerinde koşarlarken. Monogamistliği seninle öpmek

17

istiyorum. Ben sana iltifat ediyorum, sen bu kelimenin anlamını öğrenene kadar. Ben eve gitmek ama evde hiçbir şeyi hazır bulmamak istiyorum. Yatağa uzanmış sıcak bir ölüm ya da yeni doğmuş bir bebek belki. Bunlar da hazırlanmışlığa dahilse tabii. Uyandığımda çarşaflarıma rüyalarımı bırakıyorum ki sen de benim rüyalarımı gör diye, rüyalarımı görürsen belki aynı hücre çeperinin içinden dünyayı gözleriz mohikanlar gibi kazınmış ve kızıla çalan saçlarla. Güneşi kızıla çalan çocukların, kızıl renkte boya kalemleri yoktur, onlar pis kanlarına anne sütü karıştırıp bu rengi sürmüşlerdir binbir nasihatle aldırılmış defterlerine. Senin sesinin çocuklaştığını duyabiliyorum tam ben bunları yazarken ve o çocuklara devleti emanet edelim diyoruz legolarıyla baştan aşağı bir çark döndürsünler diye. Ve değirmenler, 600 yıl önceden kalma korku filmleri olmasın. İçkiye daha bulaşmamışım sular arsenikli akarken ve sen midemi ovuyorsun. Midemden gelen sesleri yazıyorum. Gerisini bir uçağın fazladan parayla alınmış bagaj hakkında Amerika'ya yolluyorum ifade özgürlüğünden faydalanabilmesi için. Çünkü gerisinin infilakı buradaki mayınların boyutuna denk düşer. Bir iş adamı çantasına atar gerisini, hiç kullanılmayacak olan evraklar sıralamasında. Bu yazıyı karşıdan ödemeli yolluyorum. Cebimde karşılığını verecek bir fatura yok. Hayatımın faturasını kimlere kessem, karşılığını alır bilmiyorum. Yolda üzerimize gelen geyikleri hatırlayıp, şimdi kafamda eziyorum onları. Ben bir vejetaryenim, hayvanları yemesem de onları bir şekilde incitmem

18

gerektiğini biliyorum besin zincirinde bir varlığa denk düşebileyim diye.

Dünyaya Son Verme Seansları Altı'dan çıktığımızda herşey yerle bir olmuştu. Yahudilikten başlayarak, tüm dinler yok olmuştu. Yeni planımızı hala hatırlıyorsan Mars üzerindeki platoları sadece ikimizin kusmuğuyla dolduracaktık. Şimdiden viski içmeye başlasan çok iyi edersin. Arkamızda güneşin ağzına sıçmayı bekleyen çocuklar var.

19