aydınlık gözümü benden aldığından beri; saklanır oldum karanlıkta gaipten sesler çıkarttım orada kişiler ve o kişilerin; anlamsızca yüzüme vurduğu egolarıyla birlikte oldum sigaraları içti beni ilk önce.. ait olmadığı kültürle kültürüme; baskı yapan nefesleri kokladım bi süre! ben içtim sonra sigaraları.. duyamadığım hisler de kayboldu “organlarımın naklinde” haberini aldım ama, mutluymuş duyan siren seslerini.. doğumlar karanlıkta gerçekleşti;
“saat, şeytanı ben geçede” aydınlanmanın lüks olduğu sabahlar da -paltomu bıraktım bende, benliğimin üstüne- korkmaya başlamıştım ki.. yalınlık, yine benle değildi yokluğum; ben gibi oturuyordu sandalye de tıkanmış bu nefsimin açılmasını istedim gökyüzünden o bana yağmuru verdi ben ıslanmayı sevmedim “şemsiye yaptım kendime kül tablalarından” karamsar değilim. realist olamadım.. sürrealist olmaz… olana oldu demek de mantığımın elini sıkmadı “hiç bi zaman” uç noktalarımız değiyordu dikta notalarına ama; duyamadım. karanlıktaydım.. -daha(lar) olduğu için de her zaman, diploması olmadı heveslerimin-
Öğüt
temizlenen kalıntı sağ çıkamadığım cinsel manevraları çan sesi mesaj sesim, her kotası ona dolu bi hat düşünün özlediğim çıplaklığı, dans eden ses tonuma vurguymuş aşağıya in artık! çıktığın basamakları(m!), uydurduğun çivilerle durur nefret içinde olsak dahi, demedik mi “iyi bak” diye? bıyıktan bile düşüp, sakalımın altından gülümse