Kelebek Sekizi

Kerem Advan

 

dünya’nın en uzun isimli şehirlerinde
yarımşar kilo tabutu boca ediyoruz örneğin
sen bir tatar kızı oluyorsun avurtların terlerken
ne lomboz ışıklarını hatırlıyorsun ne bengi dönüşü
bir maç kuponu kadar iyimser uzanırlar
her baktığımda ağlama duvarı karnın
doğumhane sıralarında sayfalarını
büktüğün yerlerden başlasam
benzer miyim okuduğun kahramanlara
soyunup dökünürsün sonra falına bakarım
hadi gel meteorları izlemeye gidelim
titiz gece felsefesinde çıtçıtlı permalar
mercan yontar unufak edermişçesine
bir intikamın algoritmasını
fesrengi kum yemiş oyukların
üstüne bayrak çekilir bir budapeşte rapsodisi
sarkar güvertede diline yer etmiş kemanlar
tığ gibi bir delikanlıyım eğilip
öpüyorum tıraşlı dudaklarından
kendimi sevdikçe sevesim geliyor
nisan on üç gül kurusu allığında
harelenir korkular çıldırasıya servilerin

16

vermut izleri garsoniyer evlerine yayılırken
soğurgan abajurlar ve kendini tüketen
bir çift iskarpin kalır duvarlarda
suçumuz yok mutluluk olsa gerek
kaslı çakralarında sustalının yahut
doksanlara ait bir aşk komandosunun
sesinde tel tel soyulur
pupayelken açılan uykularımız
oğlan bunu anlamadı değil
tek çekişte kavladı sigarasını ama bu kadarı
aşırılığa kaçmak olur diyeceğim o ki
hep aynı tekerlemeyi kıskanıyorum, niye
son duru çağındasın değirmenlerin
ben seni sokakta bulmadım.

17