Mandalinalar kuruttum sana gülen yüzleriyle
Şımarık bi dil
Ağzıma konsun diye.
Kulağına ilk kez hicaz çarpan bi turist gibi
Büyülen diye.
Kırmızıya az kalmış turuncu büyüler yaptım kalbine
Beni terk etme.
Üşümüştün, üşüyorduk
Gök delinmiş, biz içine düşüyorduk
Yaşlı bi şarkı koymuştun kulağıma
Yaşlı bi öpücük
-na na na na naaam.
İllegal bi romantiktim ben
(inanabiliyor musun?)
Sen buna, buna âşıktın.
Tahta kuşlar asmıştık göğün deliklerine,
İpek kanatlar ruhumuza.
Hepsi, hepsi düşmeyelim diye.
Zeze güneşi uyandırma!
Sayfa 41 yükleniyor…
Çok az kaldı kırmızıya.
Düştüğümüz yerde
bulduğun kabuklardan anlamıştın,
Sana âşıktım.
Bi kuş
Kanat çırpıyordu kaşlarının altında uzun uzun
Beni izliyordun,
Ben alıp izlerini ruhumdaki deliği süslüyordum.
Sen beni daha çok üzeceksin biliyorum. kabuklarımdan
Sen beni daha çok üzeceksin biliyorum. kanatacaksın.
Çünkü güneş hep uyanır,
Büyüler hep bozulur
Yeryüzünde kırmızılar vardır, kırmızılar, bir de turuncular
Bir de kapılar.
Sen
Öyle güzel kapattın ki kapılarımı
Artık kimseler giremez içeri.
Pencereleri de kapat,
Işıkları da
Şımarık bi gökkuşağı dolsun ağzıma
Uyandırma.