Erkan Engin – “Benim İçin Öldür” (Çeviri)

Melike Ayada

 

 

BÖLÜM 1 – SÜPERMEN

“Haberleri duydun mu?” diye sordu Alex, Mia’ya doğru yürürken. “Bizim okula yeni bir çocuk transfer edilmiş. Söylentilere göre, etkileyici bir tipmiş ama tehlikeliymiş de. Görünen o ki asla dur durak bilmez bir baş belasıymış ve çocuğu transfer etmek zorunda kalmışlar.”

“Asla Ryan’dan daha kötü olamaz.” diye yanıtladı Mia, gülerek. Alex ona hak verdi. Mia okulun en popüler ve en kötü kızıydı. Ve bunu biliyordu. Çoğu erkek onunla birlikte olmak istiyordu. Bu onu hiç olmadığı kadar kötü yapıyordu. Ama hakiki arkadaşları da vardı; Alex’e hiçbir zaman kötü bir davranışta bulunmamıştı.

Ön kapıdan kalabalık koridora girdiklerinde havadaki karmaşık parfüm kokuları, futbol oyuncularının bitmek bilmez ter kokuları ve taze kızartılmış patatesin kokusu atmosferi kaplıyordu, bu da dayanılmazdı. “Patates kızartmasının kokusundan nefret ediyorum.” dedi Mia, havaya doğru parfümünü sıkarken.

29

Tarih sınıfına girip ve masalarındaki yerlerini aldılar. Mia, Bay Clark’ın noel ağacı kadar uzun ama onun kadar şen olmayan bir çocukla sınıfa girdiğini fark etti. Kısacık kesilmiş saçları, kahverengi gözleri ve boynundan salınan metalik, silah şeklindeki kolyesiyle Mia’nın oldukça ilgisini çekmişti.

Mia oldum olası silahlara bayılırdı. Babası bir cinayet detektifiydi ve evlerinde en az on farklı çeşit silahı vardı. Babası onu atış poligonuna götürür ve pratik yaptırırdı. O günler, Mia’nın en eğlenceli günleri olurdu.

“Beni bağışlayın Bay Miller ama o kolyeyi çıkartmak zorundayım. Doğrudan ya da dolaylı bir şekilde şiddeti temsil eden her şey okul politikalarımıza aykırıdır.” dedi Bay Clark. Jason gözlerini devirdi ve kolyeyi çıkarıp uzattı, ağzından zar zor birkaç kelime çıkararak kendisini tanıttı.

“Söylenenler doğruymuş. Konuşamıyorken bile kesinlikle çok çekici.” diye fısıldadı Alex, Mia’ya. Mia kıkırdadı ama tek bir kelime dahi etmedi.

Jason, Mia’nın hemen yanına oturdu, kulağına doğru eğilerek fısıldadı. “Neden Bay Clark, Clark Kent’e benziyor ve onun gibi konuşuyor? Bugün taklit günü falan mı yoksa soy isminin hakkını mı vermeye çalışıyor?” Mia güldü ve cevapladı. “Bilmiyorum, hiç fark etmemiştim.”

30

“Yalnız değilsin Tehlikeli Çocuk, bunu ben de fark etmiştim.” diyerek konuşmaya atladı Alex.

Haklılardı; Bay Clark gerçekten de Clark Kent’e benziyordu. Gözlükleri, saçları, hatta kıyafetleri bile Clark Kent’i anımsatıyordu. Mia, Jason’ın bakış açısından oldukça etkilenmişti. Kardeşi Süpermen’in çok büyük bir hayranıydı ve odası onun posterleriyle doluydu. Mia yüzlerce defa Süpermen’i görmüş olmasına rağmen bunu daha önce hiç fark etmemişti. “Ben daha iyi bir Süpermen olurum.” dedi Jason. Mia Jason’la ilgili tuhaf bir hisse kapılmıştı. Eski okulunda, gerçekten de bu kadar kötü olabilir miydi? Çünkü ona, oldukça saygın bir insan gibi gelmişti.

Ders sona ermişti, ani bir titreşim okulun her bir yanında yankılandığında neredeyse öğle yemeği vaktiydi. Okuldaki tüm öğrenciler ve okulun tüm çalışanları kendilerine şunları söyleyen anonim bir mesaj aldı:

“Daha önce hiç, birini öldürmek istemiş miydiniz? Öfkelendiğinizde; nefret ettiğiniz veya korktuğunuz birini öldürebilecek kadar cesur olabilmeyi dilediğinizde fakat olamadığınızda. Ben, sizin Süpermen’iniz olabilirim. O kişinin bilgilerini bana, aşağıdaki web sitesi üzerinden gönderin BEN DE ONLARI ÖLDÜREYİM!

www.murderforme.com (www.benimicinoldur.com)”

31

Bugüne kadarki en tuhaf mesajdı! Bütün okulun karmaşık duygular ve gürültüyle dolması sadece birkaç saniye almıştı. Çoğu insan, bunun düzmece bir mesaj olduğunu düşünüyordu. Okuldan biri, onlarla eğleniyor olmalıydı. Neden biri, bir başkası için herhangi birini öldürmek istesindi ki? Bu insan ya bir psikopat ya da bir aptal olmalıydı. Bundan dolayı, bu mesaj bir şaka gibi görünüyordu.

En çok bir bölüm, Mia’nın aklını kurcalıyordu ve buna nasıl bir tepki verebileceğini ya da ne yapacağını bilemiyordu. “Süpermen” diyordu. Hem de Jason tam da bundan bahsetmişken, onun için her şey çok netti: gönüllü katil Jason’dı. Ama onu böylece suçlayamazdı. Ya o değildiyse? Ama o olmalıydı. Başka kim olabilirdi ki?

Bütün bu düşünceler öğle teneffüsü boyunca aklında döndü durdu. Telefonuna gelen bir başka bir titreşimle, aniden yerinden zıpladı. Babasıydı. “Mia, elinden gelen en hızlı şekilde eve gel! Kötü bir şey oldu. Çok kötü bir şey!”

“Baba sakin ol. Ne oldu?” diye sordu Mia.

“Şu anonim şeyi… Aldın mı..?” Mia kahkahasıyla onun sözünü kesti: “Bu sadece bir eşek şakası baba. Bizim okula transfer olan şu yeni çocuğun biraz eğlenmek için yaptığı bir şey olduğuna eminim.”

Mia telefonu kapatıp, ısrarla gelen aramaları görmezden gelmeden önce “Anlamıyorsun! BU BİR ŞAKA DEĞİL!” diyebilmişti babası anca.

32

Alex beslenme kutusu ile Mia’nın hemen yanına oturdu. “Sence mesajı kim yolladı? Jason mı?” diye sordu.

“Kesinlikle… İtibarının pirüpak olduğu söylenemez. Ona istediğini vereceğim.” Alex kaygılı gözlerle Mia’ya baktı. “Ona kendi ismimi göndereceğim ve onu bodruma çağıracağım.”

Alex ne söylediyse Mia’nın fikrini değiştirmeyi başaramadı. Çok kararlıydı. Zaten hiç kimseyi dinlemezdi, kafasına bir şey koyduğunda ne pahasına olursa olsun onu elde etmek için her şeyi yapardı.

Günün geri kalanındaki tüm dersler iptal edildi. Mia, okulun her yanında Jason’a bakındı, ama o hiçbir yerde yoktu. Jason’la biraz baş başa kalmak istiyordu. Mesajın Jason’dan geldiğinden oldukça emindi. Mesajı açıp bağlantıya tıkladı, karanlık, beyaz yazı tipi ile oluşturulmuş boş bir sayfa açıldı. Bir defasında telefonuyla ilgili bir problemi bildirmek adına müşteri hizmetlerine ulaşabilmek için doldurduğu forma benziyordu.

Formu alt alta listelenmiş isimler takip ediyordu. Sayfayı aşağı kaydırdığında en az bin farklı isim gördü. “Gerçekçi görünmek için muhtemelen uydurma isimler.” diye düşündü. Jason’ın yaratıcılığındaki eksiklik onu şaşırttı. Adını, doğum yerini ve tarihi, adresini ve okulunun adını yazdı. “Okul adı mı? Dehşet verici derecede akıllıca Jason.” dedi yılışıkça sırıtarak. Sonra, öğleden sonra saat 6.30’da bodrumda buluşmak için bekleyeceğini Jason’a belirten bir

33

notu da ekleyerek “GÖNDER” tuşuna tıkladı.

Adının büyük harflerle ve parlak kırmızı bir renkle aşağıdaki listede belirdiğini gördü. Diğerlerinden farklıydı. Adının neden farklı bir şekilde yazıldığını anlayamamıştı, bu onu germişti. Biraz korkmuştu da, ya bu liste gerçekse ne olur diye düşündürmüştü. Ama bu düşüncelerin yok olması uzun sürmemişti. Bu Jason’ın insanları korkutmak için yapığı aptalca bir eşek şakasıydı. Bu yüzden adı diğerlerinden farklıydı. Hiçbir isim gerçek değildi, sadece Mia’nın adı gerçek bir insan tarafından gönderilmişti, yani Mia tarafından. Yahut Jason ondan hoşlanıyordu ve bu yüzden böyle olmuştu. Mia, şu ana kadar onunla konuşan tek kişiydi, Jason ondan hoşlanıyordu ve adının belirgin olmasını istiyordu, böylelikle hızlı ve kolay bir şekilde onun adını listede bulabilecekti. Ayrıca onun adı özel olmayı da hak ediyordu, o okulun arsız kraliçesiydi.

6.20 sularında merdivenlerden kapkaranlık bodruma doğru indi. Odanın bir yanından diğer tarafına doğru uzanan boruyu göremediği için başını hafifçe boruya çarptı. “Ah!” diye sızlanıp başını ovaladı. Başka bir şeye çarpmamak için yavaşça yürüdü. Nefesi o kadar derin ve yüksek sesliydi ki kendi nefesinin yankısından bile ürkmüştü. Kalp atışları Disneyland’e gittiklerinde yükseklik korkusu olmasına rağmen, sırf küçük kız kardeşini sakinleştirebilmek için Roller Coaster’a binmek zorunda kaldığı günkü gibi hızlıydı.

34

Işıkları açmak için düğmeye bastığında ağır ağır yaklaşan ayak sesleri duydu. Işık gözlerini yaşartıp birkaç saniyeliğine rahatsız edici olmuştu. Bulanık bir gölgenin kendisine doğru yürüdüğünü görebiliyordu.

35