Bi şaire yalnızca bi çiçeği sevdiren kadınları düşündüm Bi çiçeği diğer hepsinden daha çok sevdirebilen. Şiirlerde ya adı geçen ya da kokusu sinmiş sardunyaları düşündüm Sardunyaları düşündüm. Sardunyalar güzeldir Sen de sardunyasın bi biçiminle Seni düşündüm
Sayfa 41 yükleniyor…
Seni düşünürken Göz bebekleri parçalanmış bi adam gördüm düşümde Düşümden düştüm. Acıdım. Kendime acımaktan bıktım. Bıktım acımaktan. Kendime bıktım. Kendimden bıktım. Acımaktan, kendi kendime acımaktan bıktım. Evimde hiç çiçek yok. Evimden uzaklaştım bi çiçekçiye kadar. Dedim ki bi eflatuna, seni benim kadar sevemez. Ben seni öyle güzel izlerim ki dedim Eflatun yerlerin kızarır. Ya bi gün soldurursan? Dedi. Ben sustum. Okuduğum tüm kitaplar sustu. Şairler ve sardunyalar Sustu. Bi kelime yok. Evimde neden hiç çiçek yok? Anladın mı? Diyemedim. O gün bil ki birlikte solmuşuzdur
Diyemedim. Yeni günde birlikte açarız, diyemedim. Dudaklarım düğüm Boğazım düğüm Çocukluğumun anısı sobada kaynayan bi güğüm. Ya bi gün soldurursan dedin ya bana o gün Omuzlarımdan aşağıya devrildi güğüm. Çocukluğum yandı. Hiçbi karanlık da aydınlığa çıkmadı. Evimden çok uzaktayım şimdi Çocukluğumdan uzakta Senden uzakta. “Kaybolmak, özgürlüğe ilk adım!” Delilik. Afilli cümlelerle ruhumu tavlayamayacak kadar büyük sanırım Ruhumdan düştüğüm Gözünden düştüğüm Kara delik. Şehrin orta yerine ankesörlü telefon koyanların var bi bildiği İnan bana. Şimdi Bi yanık fotoğraftır zihnimde üzerinde numaran yazılı kâğıt
Telefonda söylememeliydim bunların tamamını belki de sana Bağıracaksın yüzüme Korkak Ağıt Daha yüksek korkak Daha sessiz ağıt Küfür bu bilmiyorsun Daha da yüksek tükür Tükür ki Duyma! Kapanıyor telefon sesime Küfür bi kez daha Ağıt kere ağıt Duyma ama. Şimdi biliyorsun Neden ıslansa da durur ankesörlü telefonlar şehrin orta yerinde Artık biliyorsun işte Neden hiç çiçek yok evimde.