…Gelen kişiyi net bir şekilde görebilmek için gözlerini ovuşturdu fakat tek görebildiği siyah pelerin içindeki bir insan figürüydü. Siyah deri eldivenler giymişti ve gözleri hariç tüm yüzü simsiyah bir maske ile kaplıydı. Maskesinde daha net görebilmek için açılmış iki oval delik vardı yalnızca. Buna rağmen gözlerinin rengini ayırt etmek oldukça zordu.
“Merhaba Mia!” dedi figür, robotik bir sesle. Gelen kişi, ses değiştirici bir alet kullanıyordu.
“Sanırım, ölüm sırası sende!”
“Oyunu bırak Jason! Sen olduğunu biliyorum. Bu kostümle oldukça yakışıklı görünüyorsun bu arada.” dedi kahkahayla.
“Listede, adında herhangi bir farklılık gözüne çarptı mı? Tabii ki de çarptı.” dedi gelen kişi, Mia’nın devirdiği gözlerindeki “Tabii ki de farklı olacak, ben kraliçeyim.” havasını sezerek.
“Okulun kraliçesi olduğunu zannediyorsun. Bu doğru olabilir. Ama görünüşe göre en nefret edilen kişisi de
sensin.” Mia yumruklarını sıktı, öfkeliydi ama tek kelime dahi etmemişti. “Evet, en nefret edilen sensin.” diye tekrarladı gelen kişi ve devam etti. “Bu yüzden ismin farklı yazılmıştı. Ölümü en çok istenen kişi.”
“NE?” diye bağırdı Mia. “Ölümü en çok istenen kişi mi? Bu bir çeşit şaka mı?”
“Hala anlamadın, öyle değil mi? Sen okulun en nefret edilen kişisisin. Yüzlerce istek vardı senin ölümün için ve ben seni öldürmek adına buradayım.”
“Hadi ama, kes şunu Jason! Artık komik değil bu.” dedi, başka biri yavaşça ona yaklaşırken. Bir an yerinden zıplayıp, “LANET OLSUN JASON! Bir dakika… Eğer sen buradaysan… Bu kişi…”
“Ah evet, ben seni yok etmeye gelen Süpermen’im seni aptal kız!” dedi figür.
“Hayır, yok edemeyeceksin! dedi Jason, Mia’yı geri çekip iri vücuduyla ona siper olurken. “Polis her an burada olabilir. Alex seni burada bulabileceğimi söyledi ve ben de buraya gelirken polisleri de çağırdım.”
“Onlar geldiğinde ben çoktan gitmiş olacağım.” dedi figür. Silahını kılıfından çıkarıp hiç tereddüt etmeden ateşledi. Çıkan mermi boruya isabet etti ve sızan yüksek basınçlı gaz Mia’yla Jason’ın üzerine yağmaya başladı.
İkisi de canlarını kurtarmak için el ele koşmaya başladılar katil de onların peşinden dalga geçermişçesine küçük adımlarla ilerledi. “ÖLÜMDEN KAÇAMAZSIN MİA!” diyerek birkaç el daha ateş etti figür ve Mia’yla Jason’ın tökezlemesine sebep oldu. Birkaç adım daha attıktan sonra birlikte yere yuvarlandılar ve artık ayrılmışlardı.
Ayağa ilk kalkan Jason oldu, Mia’nın elinden tuttu ve onu da kaldırdı. Bir dürtü Jason’a, Mia’ya kaçmasını ve onun katili oyalayacağını söyletti. Mia, zoraki bir şekilde dediğine uydu. Ancak, dışarı kaçmak yerine sınıflardan birine girmeye karar verdi; kapıyı kapattı, neler olup bittiğini daha net görebilmek için de panjuru araladı.
Katil adımlarını hızlandırmıştı, Jason bir sınıfa girip elinde bir sandalyeyle çıktı ve katile doğru koşmaya başladı. Mia, Jason’ın aptallığına şaşırmıştı, yoksa ölüme olan arzusuna mı demeliydim? Gözlerine inanamıyordu. Kim bir silaha doğru tüm hızıyla koşardı ki? Görünüşe göre, Jason koşardı. Jason’ın katilin koluna vurması uzun zaman almamıştı. Silah katilin ellerinden başka bir yana savrulmuştu. Fakat katilin de havadaki sandalyeyi kapıp Jason’ı yerle bir etmesi uzun sürmemişti. Jason yere kapaklanırken başını duvara vurmuştu. Mia, başının arkasından hızla süzülen kanları görebiliyordu.
Katil silahını almak için yere doğru eğildiğinde, Jason ayağa kalktı ve ona bir tekme attı. Katil tökezlemişti ama düşmedi. Arkasına dönüp silahıyla Jason’ın yüzüne bir darbe
indirdi. Jason şimdi de tüm yüzü kanlar içinde yerde yatıyordu. Katil silahını Jason’ın yüzüne doğrulttu, tek el ateş etti ve mermisi kaşları arasındaki köprüden süzülerek kafatasını delip geçti.
Mia öyle yüksek sesle haykırdı ki, katili uyandırmıştı. Katil, onun nerede saklandığını anlamıştı. Panjurun arasından gözlerindeki korkuyu görebiliyordu. Mia, daha önce hiç böyle korkmamıştı. Tekmeleyerek kapıyı açtı. Mia’nın gözlerinin içine bakıp hiç tereddüt etmeden üç el ateş etti; Mia siren seslerinin yaklaştığını duyduğu anda son nefesini verdi. Yaklaşık bir düzine polis koşarak içeri girdiklerinde onları kanla kaplanmış yerler ve iki hareketsiz beden karşıladı. Katilden ise hiçbir iz yoktu.
Mia’nın babası onları izledi. Gözleri Mia’yı aradı. Bedenini gördü. Hareket edemiyordu. Bacakları artık onu taşıyacak kadar güçlü değildi, vücudunun her bir santiminden kanının çekildiğini hissediyordu. Mia’nın bedeninin üstüne kıvrıldı. “HAYIIIIR!” diye haykırmak, ağzından çıkan tek söz olmuştu.