Gramaj Oyunuyla Gizli Zam

Defne Hadiş

 

 

I.
Nem almış sıvalar parça parça dökülüyor,
Yaka paça sökülüyor pas tutmuş parmaklıklar.
Geriye bir ben kalıyorum,
Bir de kapkara kurumdan çatlaklar.
Ölçütlerim, gördüklerim, bildiklerim...
allakbullaklar.
Aldırmazlık kılıfına sarılı hezeyanlar,
Beni yalnız onlar,
Onlar çağrıştırırlar.

II.
İhmaller,
En görünmez yerlerinden,
Aşınıp silinen çizgiler...
Ve tedbirler ve korkuluklar ve kontroller...
Hiçbir zaman kâr etmediler.
“Keza, kazadır
Keza, kaderdir”
diye düşündüler.

21

III.
Hesap dökümlerini tutuyorum aksatmadan,
Sağlamasını yapıyorum işlemlerin sonucunu yazmadan,
Artık anlıyorum matematikten.
Çift görüyorum seni tereddüt etmeden,
Yüzündeki gizler çarpı iki,
Olup bitenlere duyduğum merak çarpı iki,
Ödenmemiş bir borcun var sanki.
Kefilin olabilirim, yanında kalabilirim.
Bunda ne var ki.
Şu anın geçmiş zaman olmasını bekle yeter ki...

IV.
Elbette hâlâ kendimim,
Ben bu dağınık maddeyim.
Islak pamuk gibi pelte pelte,
Kuru kafa gibi donuğum ...
Sıkılgan bir baş eğmeyle kabullenilmiş,
Saldırgan bir baş kaldırıyla reddedilmişim.
Yakama yapışan sakatlığım,
Alnımda silinmeyen bir derin çizgi.
Şükür bilinmeyen bir hayatım var ki,
Yarısı yazgı, yarısı sezgi...

V.
Yol bitmiyor.
Hep bir taşıt tutması hâli...
Hayalî bir kağıda çöpten adamlar çiziyorum,

22

Bıçak sırtında yürütüyorum onları.
Onlardan biri olabilirim gözümü yumduğumda.
Köhnemiş bir düşe kasten düşebilirim.
Diş gıcırtısıyla konuşabilirim uyandığımda.
Yüksek tansiyon, mide ağrıları ve
Bir zaman iç içe geçmiş hayatların onulmaz sızısıyla...
Uyanmazsam- çünkü bu ihtimal hep vardır-
Sandığından daha çabuk unutacaksın beni,
Utana utana.

VI.
Duvarlarında nar hevenkleri asılı,
Kan grubum yazılı duraklarında.
“Bana olan sevgini azımsasana”
Hiç kalmadı desen de,
Vurgun eskisinden de devasa.

23