Paralel evrenime diktiğim gökdelenler gibi, Yenilen o ilk elma gibi, Ülkedeki herkes ve herşey gibi, Artık sana yasaktım. Ve bir o kadar da, Bir banka memurunun olabileceği kadar tutsak. Ben o mezarı ikimiz için kazmıştım. Ama sadece sen öldün ve ben, Kırkın çıkmadan köyümden telli duvaklı gelin çıkardım. Tüm davetlilerin yemini olsun ki Ben istemedim. Toprağına diktiğim çiçek elinde, o gelini getirdiler. Gelinin suçu yok, kalbimi oydu o sözde beyaz paçalı şahinler. Günden önce saçlarım ağardı o sabah. Dokuduğu annemin ilmek ilmek Atkıyı doladım boynuma. Soğuk bir ölüm sabahıydı çünkü günahtan tuz buz olmuştu Birlikte yaptığımız tüm kardan adamlar.
Seni kandırmak için söylediğim bütün hurafeleri unut. O gece ıslık çaldığımda cinler bizim için gelmemişti. Gök gözlü Athene`nin nazarı değmemişti bize. Gerçek ben değildim o, gerçek beni göstermedi o aynalar. Çünkü benim sahte gülüşlerim kadar, orijinal maskelerim var. Köpekler depremi önceden sezermiş. Geçen hafta başlamıştı ayrılık makamıyla havlamaya Eski evimizdeki tüm yavru kurtlar. Tek sıkımlık bir devrimci mi, Yoksa geçmişine attığı çiziği yüzünde Özene bezene saklayan bir konsomatris mi? Kimdim ben, ve kim Bulduysa ruhum dağıtılırken düşürdüğüm kimliğimi. Yapabilir onunla yarım kalan aşk misyonerliğini. Dökmedim eteğimdeki bütün kurdeşenleri henüz. Sana söylediklerim kadar, Tanrı`dan sakladıklarım var. Hepsini dövdüm havanda ve Dövdüler beni öldürene kadar Olympos`un tam ortasında. Her zerresinin hesabını sordular sen sormasan da. Ben o mezarı ikimiz için kazmıştım. Ama sadece sen öldün ve ben..