Senin sokağından döndüğüm dün gece gibi gecelerin Yani gecelerin tümü var olan, yani yok olduğum bir dua gibi zamanları gökyüzünün gök alaca kurdu karanlığın zaman duamın öykündüğü güneş kuluçkası bin yaşındayım, biliyorum bunu yanık oksijen kokusu, düz yürüme alışkanlığı hatta ayaklar, çıplak bilekli tiril tiril sevişmen ve sürüyle iki iki emilmemiş bölgesel panzehir yeryüzüne taşan ağaç kökleri kıyısından damlayan zeytuni gözdeniz söylüyor açıkça kadın yeryüzüne uzanıyor çıplakça. Gecede güneş olsaydı tam olarak nerede olacaksa oradaki boşluğu söylüyor bunu güya goya büyülüyor mayıslarla, mayıslar çok girer bize bunu yazsın masallar mayışık kamp ateşleri uykusunu bölerken ayın şavkının, aynı şevkin yok oluşu bir dua içinde görülüyor ayın şarkının
güneş boyluyor toprağı dağın etekleri günün kaçakçısı toprak ki hatırlatır masallar yazılmazdırı, onlar kurak kulak zıpçıktısı bin yaşındayım biliyorum bunu korkusu karbondioksit kokusu ayakların geriye gitme alışkanlığı hatta ayaklar, düşe kalka eytişimsel infirat savaşman ve biriyle tek tek, emilmemiş özerk zehir kesilmiş ağaç köklerinin yeryüzündeki yokluğu merkezinden fışkıran kurşuni mayideniz söylüyor açıkça adam yeryüzüne uzanıyor çıplakça sene 1900 kere 2094 gibi olmadığım pek çok yılı yüzyılın yani zamanın beni alakadar etmeyen her yaradılışı yani her yaradılışın beni huzursuz ettiği sonsuzluğu zamanın hüküm daraltıyor zamanı ve zamana olan hakimiyeti öyledir ki hükmü dar olan, hükümdar olmuşsa zamana gecede olmayan güneşin yaktığı yer kadardır zamanın cirmi işte yansıyor yanılsıyor ay da güneş de bana pek cimri ay mahkumdur güneşin lalalığına şahittir buna dünya kamp ateşleriyle kararır dualar saga ya da sonata zamanım kalmadı ayı güneşe hükümdar kılmaya
dünya, boşalacak. güneş gecedeki boşluğunu kadına bahşetmişti ama adam onu dünyayla doldurdu. davetsiz dünyayı binli yaşlarıyla pusla doldurdu. doldurdukça dünya şişti, şişen dünya yuvarlaklaştı ve ufku kurşuni pus altında belirsizleşti. Sağa sola ekilen saga ya da sonata ayaklarını fütursuzca birbirine doladı, yönünü bulmak için özerk zehrine sımsıkı sarıldı ve erken yaşların pusulası ayı yalnızlaştırdı. Güneşin hükümranlığı, dünyanın şahitliği, vajinaydan hayat yerine gece fışkırdı.
sene başucundayım sokağı’nın gecesi yani dünya aklımın pek çok beni aklım dünyada bulundukça bunalıyor ruhum midem bulanıyor bunamış bedenim bendimi buldukça bunuyor bu yaşlarda kabusun olacak her geceye görün uyumak değil yalnız geçen geceleri kayıp ömrün senin sokağından döndüğüm dün gece gibi gecelerin yani gecelerin tümü var olan yani yok olduğum bir dua gibi zamanları gökyüzünün