Son dönemde bir kelime uzman dilinden ve tozlu sandıklardan gündelik hayata sızdı: Bulaş… Bulaş riski, bulaş zinciri, bulaş yolları gidiyor. Belleten diye bir dergi vardır bilir misiniz? Türkiye Cumhuriyeti’nin dil ve tarih konusundaki resmî ideolojisinin röntgenidir. Çok şükür son sayısı geçen yılın son ayında yayınlandı. Bulaş 1940’lardaki ikinci dalga Türkçe cinnetinde bu dergi tarafından icad edilmiş bir kelime; enfeksiyon veya contagion niyetine.
Bu arı dilci öz Türkçeci taifenin en büyük kusuru dilden Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce kelimeleri söküp atmak için debelenmesi değil, emperyalist boyunduruktan kurtarmaya çalıştıklarını iddia ettikleri Türkçeyi tanımamaları.
Türkçeye has değil bütün Türkî diller için ortak bir özellik: Fiil kökü isim olmaz! Hint-Avrupa dillerinde durum farklıdır. Mesela İngilizcede fiil kökü work aynı zamanda bir isimdir, iş demektir. Farsçada fiil kökü aynı zamanda kelime sonuna eklenebilen bir isimdir. Türkçenin en temel yapısal özelliklerinden birinden bahsediyoruz.
Bulaş bir isim değildir, türetilmiş fiil köküdür (basit fiil kökü bula’dan işteş fiil çatısıyla). Dolayısıyla bulaş
yolları diye isim tamlaması yapılamaz. Gör fiil köküne isme gelen nisbet eki +sel’i getirip görsel diye isim yapılamaz (olsa olsa görüntüsel olur). Türkçede ancak renk adı yapımında kullanılan +altı/elti (mesela karaltı) ekiyle keyfi bir şekilde çözelti diye kelime türetilemez.
İçimizdeki sonsuz uzlaşma faşisti mezbaha barışçısı kavga etmememiz için bize bağırıyor: Yapılsa ne zararı var? Hem fena mı Türkçe bir kelime daha kazandı?
Olan oldu; çözelti de görsel de artık Türkçenin kelime hazinesi içindedir. Kemalist dil mollası olmadığımız için çok şükür, bu kelimelerin sözlüklerden atılması için çabalayacak değiliz. Dursun zararı olmaz elbet.
Burada tartışılan mesele kelimelerden bir kelime değil, Türkçeyi ve ait olduğu aileyi (Hayır Ural-Altay diye bir dil ailesi yok, Altay diye bir dil ailesi olduğu bile oldukça şüpheli) diğer dil ailelerinden ayırt eden temel bir özellikten bahsediyoruz. “Databeyz apdeytlendi” cümlesini düşünelim. Böyle cümleleri yazılımcı olarak ben her gün duyuyorum, nadirattan değil. Bu cümle bal gibi buz gibi Türkçedir. Çünkü cümle kurulumu, sentaksı, yapısı Türkçedir. Her iki kelimenin de İngilizce kökenli olmasının hiçbir önemi yoktur. Dilin sistematiği dediğim böyle bir nesne.
Daha da önemlisi, isim nedir fiil nereden geçer sıfat nereye gider? Kavram neyi kuşatır, terim nerede durur, kelime kimi çağırır? İnsan kafasını fare kafasından ayıran
hangi haslet varsa tam da onun işlediği bir alandan bahsediyoruz. “Aman ne fark eder”, “ok boomer” filan gibi herzeler yiyecek olanlar sonra sosyal medyada bu kadar aptallık nerden çıkıyor diye çemkirişmesin.