Ölünce Alkış Gelmediği İçin Geri Dönmeyen Rockstar

Semih Bozkurt

 

Fotoğraf

Bir kuş ne zaman ki özgür kalır da çıkabilir kafesinden, o zaman kafesi yuva olur.

Bir orman görüyorum, sular altında vakur bir orman. İyi niyetlerimi vasiyet ettiğim yaşamımı andırıyor bana bu tasa. Göğüs kafesimin anahtarlarını sakladığım gizli cümlelerden, yanlış anlamlarla çıkan kuşları anımsıyorum. Kanatlarına gizlenmiş rüzgârlı bir asa. Kadavraların abra kadabraları hülasa, vücudun kesip biçilen tarlaları devasa. Zaman ki esintisidir yaşamın. Ben öldürüyorum onu, o da tüketiyor beni. Yedinci durağa yaklaşıyorum üçüncü kez. Adım atıyorum

7

Sayfa 7 yükleniyor…

adımı özgür bırakmak adına, asa altında bir kadavra gibi uzanmış durağa. Ayak izlerim duyuluyor geleceğimin patikasında. Ürperiyor bundan kuşlar, sağa sola uçuşuyorlar. Kuşların aniden havalandığı dalların yaprakları yere düşer, iklimlerin acıklı yankısıdır bu. Ben iklimlerin acıklı yankısıyım. Taş gibi hayalarım. Gölgemde kartopları yuvarlayan çocuk ayaları, takvim kan fışkıran orman ayları. Kum kum oldu yani rüyaları. Bir vahiy titizliğinde fildişlerine konan kişilikleriyle dişiliklerin, ormandan havalanan kuşlar izliyor denizlere akışını.

Vaktinden kum kum akıyor yani dişi fildişi, sahilleri geri istiyor deniz ve rom. Tepegözüm yaşlı, sonumu iyi göremiyor rom. Her isyan içinde bir itiraz taşır bu retorik bir sendrom. İçimden sesi gür çıkmayan mazlımdan gürsesli çıkan müslüm’ün itirazı var bu bir tahrik, içim yani benim histerik yani havam muharrik. Kar gördüğüm her dağı kış sanmamaktandır dağın ardından doğan her güneşe de aldanmayışım. Ben hafızasıyım iklimlerin–yankı ki hafızadır, tarih bende nakış, yazım hoyrat günün protestosu şeklinde yakarış. Görmüştüm bunu çarmıha gerilmiş bir yüzün yansımasında. İşte gerilmiş bir kadın yüzü de çarmıhımda salınmakta. Kuşların gidiş yolundan tarihime düşen notta:

her asi içinde bir isa yaratır asabiyet isabetsiz olduğunda – yani bugün de ecesi ayhan poetikanın

Kırdım tüm heveslerini göğümden uçan göçmen kuşların. Ben ki iklimlerin hafızası ve yankıların ulağıyım, göğümden

8

uçan kuşlar ikmale kalmıştır. Yedinci durağa yaklaşıyorum üçüncü kez. Hatırlıyorum göğsümden kalkan bir tabutu altıncı durakta kendi ölülerini gömmeye terk ettiğimi, kuş konmamış dallarıyla çıplak bir ormanın uğultulu cenaze merasimi. Böyle, cenazesinde kuş konmayan ormanlar vardır, evet vardır bu vakur ormanlar. Benziyor onlar ölünce alkış gelmediği için geri dönmeyen rockstar’a. Nihavend makamında bir rockstar ha, ha ha. Meramı kalmamış makamın merasimi böyle olur –cenazesinde alkış duyulmayan ormanlar tarafından yaşanması umulan hayattır kahkaha.

Yaşamı ve umudu tek bir kuşta çırpan kanatlar tanrıyı anımsatır. Ah tanrım, görüyor musun bak? Ne kadar ender anımsatıyorsan da varlığını bir kanat çırpışında, ben bir çırpıda seni anımsadım; tanrının misafirlerini kovup misafiri tanrı olan vakur ormanın yansımasında. Göğüs kafesimden kaçan göçmen kuşların yuvalarını, konmadıkları dalların çırpılarında arayışlarının acıklı sesi tarihime kazınırken, ben senin içindeki acıklı bir ses dahi değilim. Dahi sesim içimdeki tanrının acıklı kölesi. Ah tanrım, sesinin dahi kölesiyim. İçim geçmiş dünyadan –göğsüm tarih yani. Cümlenin pirinde bayılıyorum bu dünyadan uçmaya. Gelecek artık, dışımdan sesim. Aklım benim, dünyada bulundukça ruhum bunalıyor, midem bulanıyor. Bunamış bedenim, bendimi buldukça bunuyor. Kalabalıklardayım, kulaklarımda dünyanın gürültüsü. Karışmış sesler arasından seçmek zor tanrım sesini. Acısı mı yankı dünyanın, iması mı ki acıyor kulaklarım uğultusundan. Acılar? Unutulunca mı

9

hafifliyor yoksa anımsanınca mı? Bizleri yine kelimesiz bırakıyor dinlerin efendisi. Konuşamadıklarımızı duymamak için. Kelimesizlik, cümlemizin.

Cümleniz rockstar –alkışsız yani. Cenazelerin merasimi yok, kuşlar emanet gökyüzüne. İçim geçmiş dünyadan, bekliyor dünyanın dönmesini. Sahillerini geri istiyor rom, göğüs kafesi kum kum fildişi. Tarihin arka bahçesine düşülen notta anlaşılmıştır ki:

her asi içinde bir isa yaratır asabiyet isabetsiz olduğunda – yani bugün de ecesi ayhan poetikanın.

Kırdım tüm heveslerini göğümden uçan göçmen kuşların

10