Karşımda duran “şimdi” ve yansıması birkaç “yarın”.
Yalnızlığı hala aklımda o yokuşu çıkarken tutunacak bir şeyler aramanın.
Kendi içime tutundum sanıp sendeleyince yalnızlığa suç bulamadım.
Var olan insanların, şimdi olamayan tercihlerine uzun uzun baktım.
Aynadan bana doğru dönmüş sessizliğim bir kadehe doluverdi o an.
Kırmızı kadeh, şarap kırmızı, utanç kırmızı, aşk kırmızı ve kırmızı ölüm.
Ne zaman birkaç yudum alsam kızılcık şerbeti kusar gibi olurum.
Bir de kırmızı rujumun cam kadehinin kenarına bırakacağı ize küsüverirdim.
Koskoca adımlarımla tırmanırken bırakamadığım izi bir yudum alkolle mi bıraksaydım?
‘Biraz kendime gelirim..’ ümidiyle sakinleşmeye çalıştım.
Ama sorun sakinliğim değil, kendime yuva olamayan cüssemin arsızlığı.
Karanlığımın hiçbir alelade programla aydınlanamayan saldırganlığı.
Bilmem-kaç-nokta-kaç şiddetiyle sarsıp duruyor insanlığı.
Eleştirip, nefret edip, uzaklaşıp, yabancılaşıp, sentetik tebessümlere dayanamıyor Ayna’m.
Durduğu duvarda içinden geçen onca sırra ve söylenmemiş öyküye tuval olan Ayna bile kırıldı insanlara.
Sırtımı zor bela döndüğüm, dönerken bile kendi kendimi üzdüğüm bencilliklere;
belki de dedim,
“Ayna olsam bu aşırı sesleri, tatsız kokuları, terli tatları sıyırabilir miyim kadınlığımdan?”
Bu her şeyin kendine has sebepleri yüzünden kendimi yermelerden…
Kendime bir nefes çekmelik hak daha tanıyabilsem,
bir yıldızı kaydırabilsem göğün göğsünden;
Zamanında olur umarım dileklerime, istek şarkı kabul eder mi koca, buruşmuş evren?
Terk etmelerin soytarısı olmuş bir avuç şehir ışığında akıyor dün, bugün, yarın.
Bu makyajlı ve süslü medeniyet görünüşünün ardına sakladığı frekansı bozuk yardım çığlıklarına,
suçu kendimde bulmama, telafiyi kendimle aramama, hüznü kendime atamama,
bu, ellerimi titreten yorgunluğumun rüyalarımı yalanlayan utanmazlığına,
mantığın kendisini yok sayan kahpe bir kadın kılığında, tenha sokak başlarında akla yatışına,
yeryüzünün yüzsüzlüğüne kızgın kalplerin toprağa öylesine bağlı bağdaş kuruşlarına,
yüreğimden dudağıma, dudağımdan sekip geri akıyor tüm bu yadsınamazlıklar parmak uçlarıma.
Belki Ayna’nın öteki tarafında dümdüz gidiyordur bu tarafta ters giden her ne varsa.
Yansımalar gerçekliğime sualsiz bir şekilde nüfuz etti,
ve sonuna kadar mutsuz kıldı insanlar kendi benliklerini.