Sevgili İstanbul

Oğuzhan Yeşiltuna

 

Sevgili İstanbul,

Kendimin farkına vardığımdan beri asla bir yol insanı olamayacağımı, hayalini kurduğum yolculukları asla gerçekleştiremeyip, okuduklarıma imrenmek, kimi zaman da kıskanmakla yetineceğimi düşünür; uzun yolculuk hayallerimi ve yaşadığım hayatı birbirine paralel uzayıp giden ama asla kesişmeyen tren raylarına benzetirdim. Oysa şimdi günlerdir yolda olduğumu ve bu kartı sana Paris’ten attığımı düşünürsek, sanırım raylar buluştu ya da tren makas değiştirdi.

Küçük İskender pek emin değildi belki ama ben bu kartı sana Paris’ten atıyorum. Yani, sanırım. Buraya gelene kadar çok yerler gezdim. Her yolun vardığı Roma’yı, Stendhal Sendromu’nun başkenti Floransa’yı, Thomas Mann’in Venedik’ini, Galileo Galilei’nin Pisa’sını, yeşilin ve mavinin ortasında rengârenk yükselen Cinqueterre’yi, Henry Matisse’in Nice’ini, Gaudi’nin Barcelona’sını gördüm. Dünyanın üzerinde birbirinden habersiz yaşayan ve belki de bir daha hiç görmeyeceğim sayısız yüze gülümsedim.

Ve her şehirle vedalaşırken bir sigara yaktım.

Çünkü şairin dediği gibi, “Bir şehir terk edilirken sigara içilir sayın yolcular.”

7

Şimdi Paris’teyim. Paris bir şenlik. Paris sonsuzluk. Bitmesi istenmeyen bir rüya. Daha önümde yolum da var. İmkânsız aşkın, Kafka’nın şehri Prag, Ortaçağ’ın kaleleri Brugge, Gent ve özgürlüğün başkenti Amsterdam beni bekliyor. Sırt çantam neredeyse şimdiden anılarla doldu. Bu yüzden uzun uzadıya yazıp gelince anlatacaklarımdan harcamak istemiyorum. Kıymetini bilmeyenlere karşın, yolun sonunda senin beklediğini bilmek, dönüş hüznümü hafifletiyor. Artık yaşamaktan iğrendiğim yeni (!) Türkiye’nin değil de sadece senin beklediğini bilmek…

Görüşmemize az kaldı, ben gelene kadar hoşça bak zatına.

 

1 Rue de L'encheval 75019 Botzaris/Paris

8