ARZUNUN NERUDASINA EPİK

Hüseyin Serhat Arıkan

 

I

derildi gök, indi
akla eserler veren bahçe
içinden çalgılar çıkarılıp silindi
tek işi bizi taklit etmek olan çalgılar

sese ün verdik, ait olduğu
yere götürdük yoksunluğu
geceydi. alabora olmuş bir ay1
sayıklıyordu eski ismimizi
kanatlarına değiyordu kuş
gösterişin ayı yetim koymuştu geceyi

bak, anımsıyor su
geyik anımsıyor
kendini mekân eden avcıyı
ateş tuzlu sesiyle haykırıyor
              alışınca gözler karanlığa
              ışığı onarmak zorlaşır
              gölgemde taşırım bakışını bana

17

alabora olmuş bir ay:
mecaz soyunurken neruda
aşk boşluğu kanatlandırır diyor

ölümü öldüren acılarımız bizim
gök deliriyor
kaybım! silahlandır beni

1 Neruda, Canto General’den.

II

günleri çoğaltan ezanın mavi çiçeği
ışıklarını döküyordu içimizin
yankısında büyüyen kente
neyi düşürsek elimizden
kırmadan eşya havadaki yerini
karartıyordu gümüşünü
geceydi. iki kere çoğaltarak hareketini
sükut bile düşüyordu
sonsuz bir şimdiye yarın düşüyordu

açlığın beyninde bir boş kevgir
gül yalnızca gülse ölüyordu

esnedi rüzgar, içine dolduk
eğninde canıyla bir çocuğa benzerdi

18

bin davullu korkularımız bizim
açlığın beyninde bir boş kevgir
acımış suyu süzüyordu
esnedi rüzgar, eşyanın gölgesinde dondu

kimseye bir eylem vermeyen hüznün
başında tolga yoktu

birden uyanamadık
boşluğunda boğuluyordu su

III

baktım
ıraktım
dışındaydım biz’i doğuran çizginin
geceydi. ellerimle bir eğri büyütüp
tapıyordum ona
gözlerimi alıyordu eşsiz ivmesi

sana vardım
dedim ki yaşamak (binerek atına
yedilen dünün, kaçmak
ipeğin sağır sessizliğine
sende kurduğum ölü sonsuzu
yeni bir anne sanarak
ısırmak dudaklarını unutuşun

19

kanla uyanmak sonra
yazgının kalemini beklerken
habire ilençlemek alınları)
parantezlere sığmamalı

kırıldı çizdiğim iki yay
damağımdaki delikten, ağzıma
yanılgıların sütü aktı

         kaçıyormuşum meğer
         sana vardığımda

IV

aldandım
bana dönen güneşlere inandım
aşka bandım kollarımı dirseklerime kadar
oysa bir sen olacaksa
ne önce ne sonra
bana yer açmalıydım
eksiğimi eskitirsin, yokluğumu varlarsın
varlığımı tanımlarsın diye geldim sana
susturdum çağı
katlanamıyordum yalnızlığa

geceydi. içimde babamın şavkı
yedi cüce çıkarmıştı ishaktan

20

bir uyum doğurayım diye
gidip yabana söyledim
şey
h
i
m
d
i
n

şarap ne çoktu
senler ürettim

bencildim
aşıktım

isaydım.

V

hazzın ağzı açılınca
bir ergen ölüsü olarak hedon!
kentin göğünde yatan bir ceset
akıtıyor gümüşünü içimize

yani günahınca ödül herkese
ya da zevkin duracına bir şaşmaz ölçü

21

işte neruda
azarlıyor rilkeyi
bilinemezciyi, körleri
bir çelenk gibiler mezar başında

sana yanılınca ey masal
darasını aldım yalnızlığın
kaçtım bir zambakla

VI

dün beni bekliyordu ertelenen sabah
orada beni bekliyordu
ışığın sağrısında parmak izleri
sonraki adımımda işareti

karanlığın tünelinde uyandığım zaman
üstümde başkasının gölgesi
yıkmadığım çağların teri

dök kanatlarını yenilgi, diyor sabah
terk edilen gece başka şey değildir geceden2

2 Neruda, Canto General’den.

Devamı Temmuz-Ağustos 2021 sayımızda...

22
Sayı 42, Sayfa 23 Görseli — Semih Bozkurt
Fotoğraf: Semih Bozkurt
23

Sayfa 23 yükleniyor…