Hayatın Kısa Bir Anı

Hasan Begdili

 

Tefrika olarak yayımladığımız “Hayatın Kısa Bir Anı”nın ilk bölümü Kasım-Aralık sayısında sizlerleydi.

Ötekini mutsuzluk denizinde boğabilmek için arka arkaya hücum yapıyoruz. Başarısız her sonuç bir sonrakinin başarısızlığını pekiştiriyor. Lady Macbeth'i selamlayan cadılar, şimdi sahada. 33 tane. Bizleri selamlıyorlar. Başarısızlık üstüne başarısızlık. Katmerlenen beceriksizlik.

Topla buluşuyorum orta sahanın ortasında. Hızlı bir hücum için koşuyorum. Şölenini kaybetmiş insan korosuyla, bir ben koşuyorum, bir başıma. Tribünlerde uğultu. Hala bu adam nasıl sahada tonlaması. İki stoper arasında boşluk. Pası atıp gözlerimi kapatıyorum.

Duymaya muhtaç olduğum kelime, tribünlerden yeşil sahaya, yeşil sahadan çimenlere, çimenlerden toprağa, insandan bir diğer insana doğru akın akın koşuyor. Geç kalmış bir özgürlük koşusu. Dizlerimin üzerine çöküyorum. O bana koşuyor, ben onu bekliyorum. Yenilgilerimden dışarı çıkıyorum. Haykırıyorum, sesim tribünlerin gürültüsünde kayboluyor. Kendi yarı sahamıza doğru koşarken, takımımın sevincini izliyorum.

17

Dakika kırk dört. Skor 1-1.

***

Soyunma odasına giderken en az rakip kadar şansımız var.

Çünkü, diyorum içimden sonra susuyorum. Bir şeyi açıklamak daha istemiyorum kendime. Yargıya varmadan ya da hüküm vermeden, olduğu için ve olduğu haliyle kabul ediyorum. Rakip kadar şansımız var.

Soyunma odası.

Teknik direktör, “Arkadaşlar” diyor, “Sizin daha fazlasını yapacağınızı biliyorum.” Ve devam ediyor. Fiziksel performansı sözlerle kutsuyor, bir yandan da pekiştirmek istiyor.

Bu maçı hayal ederken, devre arasını neden hayal edememiştim? Ne eksikti acaba bende? Buraya kadar geleceğimi düşünmedim belki de. Devre olmadan oyuna devam etmek zorunda kalmayacağıma inandım galiba. Galiba ve belki arasında bir park benimki. Bir inancım daha beni terk ederken, teknik direktör bağırıyordu, oyuncular da ona bağırarak karşılık veriyordu. Ben bir an önce bitsin istiyordum.

***

Her şeyi mahvettim değil mi?

Hayır.

18

Neden böyle bakıyorsun o zaman?

Tamam bakmam.

Hayır, bana bak, ya da bakma. Bir saniye. Kafam karıştı. Konuşmak istiyorum, ama ne söyleyebilirim? Kendimi açabileceğim doğru sözlere nasıl ulaşacağım. Panikliyorum, bana yardım et.

Sana kimse yardım edemez.

Sana kimse yardım edemez.

Sana kimse yardım edemez.

Bin saat boyunca bunu duymuştum. Şu anda olmaz ama. Bunu düşünmek istemiyorum. Onun sesi kafamın içinde yankılanmamalı. Kendimi iyi hissettiğim anlarda yargılayıcı sesiyle benim düşsel dünyama, gerçek dünyaya adım atacağım eşikte beni bekliyor. Şimdi gitmeli. En azından bir süreliğine.

Hakem ikinci yarıyı başlatıyor.

***

Rakibimiz korner kullanacak. Kendi ceza sahamızda savunma yapmaktan nefret ediyorum. Tıpkı hayat gibi, hatayı kaldırmıyor. Oysa hayat daha farklı olmalı, ceza sahası da öyle. Her zaman telafisi olmalı ya da insan bir hatayı telafi etmek için çaba göstermemeli.

19

Top havada süzülüyor.

Sana kimse yardım edemez.

Topa doğru yükseliyorum.

Sana kimse yardım edemez.

Top elimden sekip zemine düşüyor.

Her şeyi mahvettim değil mi?

Düdük sesi ve penaltı.

Ceza sahası dışına doğru yürüyorum.

Gözlerimi açmak istemiyorum, rakibin topa doğru gittiğini duyuyorum. Islık sesleri yükseliyor. Korkuyorum. Bugün ilk defa korktuğumu hissediyorum. Tribünler sonucu hükmediyor, ben gözlerimi açamıyorum.

Dakika 50. Skor 1-2.

***

Taç çizgisinin kenarında elim belimde. Taraftarların küfürleri ve güneşin bedenime yaptığı baskı varlığımı hafifletiyor.

Maç devam ediyor.

Zemine bakıyorum. Sararmış çimler dikkatimi çekiyor.

20

Olmaması gereken şeyler işte orada. Kendileriyle meydan okuyorlar olması gerekene.

Maç devam ediyor, benim için değil.

Benim içimde ustam doğmadı Pessoa gibi. Sadece kendimin kötü bir kopyasıyım. Kendi imkanlarının gerisinde kalan kötü bir gölge. Ancak yine de birçok şeyin farklı olmasını isterdim sebepleri ve sonuçlarıyla.

Küfürler artarak devam ediyor. Ben ne sebepleri ne de sonuçları ortadan kaldırabiliyorum. Atağın biçimi değişiyor, rakip baskıyı artırıyor. Taraftarımız da takımımıza baskı kuruyor. Ben dışarıdayım. Sebepler ve sonuçlar orada, olduğu yerde.

Ben bu oyunu kendimin taklidi olmak için değil, ardılı olmak için oynuyorum. Şu an değil.

Taç çizgisinin dışında yere oturuyorum. Teknik direktöre oyuncu değişikliğini işaret ediyorum.

21