Tükenmeyen Servet

Burhan Tepe

 

 

 

Dünyanın en zengin kralı kimdir? Elbette her tarih sever olarak sizlerde bu sorunun cevabını merak etmişsinizdir. Sorunun cevabı belki de hiç tahmin edemeyeceğiniz bir ülkenin çok zengin madenlerine sahip olan bir kralı. Akla gelen birkaç isim elbette vardır. Dünya’nın en zengin kralı ne Jül Sezar, ne Napolyon, ne de ülkemizde bir kişinin zenginliğini açıklamak için kullanılan deyimlerde adı geçen Kanuni Sultan Süleyman. Bu kralın adı Mansa Musa. Peki, Mansa Musa kimdir?

Mansa Musa 14.yüzyılda yaşamış, Afrika topraklarında bulunan Mali’nin sultanıdır. Mansa kelimesi Mali dilinde sultan anlamına gelmektedir. Musa 1307 yılında babasının ölümünden sonra Mali sultanı olarak tahta çıktı. Sultanlığı uçsuz bucaksız topraklara hükmediyordu. Mali sultanlığının doğu sınırları Nijer'e, batı sınırları ise Atlas Okyanusu'na uzanıyordu. Mali'nin 400 şehri vardı ve ülke refah içerisindeydi. Ülkenin bir tarafından diğer tarafına yürüyerek ancak bir yılda ulaşılabiliyordu.

13

Peki, bu sultanlığın zenginliği nereden geliyordu? Cevap aslında çok basit. Mali Sultanlığında çok fazla düzeyde altın ve tuz yatakları vardı. Altını işlemesini çok iyi biliyorlardı. Ayrıca tuzu da kullanıma hazır hale getirip ticaretini yapıyorlardı. Bu sayede ülke bolluk ve bereket içindeydi.

Bütün bu zenginliklere rağmen Musa’nın değer verdiği şey maddiyattan çok maneviyattı. O çok dindar bir Müslüman’dı. Devamlı hayır işleriyle uğraşıyordu. Kendini İslamiyet’i yaymaya adamıştı. Ancak istemeyerek annesinin ölümüne sebebiyet verdiği için vicdan azabı çekiyordu ve bundan kurtulamıyordu. Âlimlere nasıl affedileceğini sorunca, Medine'ye gidip Hazreti Peygamber'in kabrini ziyaret etmesi gerektiği cevabını aldı. Sultanlığının her tarafına haber göndererek yardım istedi ve yol hazırlıklarına başladı. Yola ne zaman çıkması gerektiğini âlimlere sorunca 12'si cumartesiye gelen ayda yola çıkması tavsiye edildi. Sultan, bunun üzerine dokuz ay bekledi. Sonunda 12'si cumartesiye gelen ayda yola çıktı.

1324 yılında yola çıkan Mali Sultanı’nın yanında on binlerce kişi vardı. Hac kervanının başı sonu belli değildi. Kervanda 60.000 insan ve fakirlere dağılmak üzere 80 devenin taşıdığı 2 ton civarında altın vardı. Ayrıca Sultan Musa geçtiği şehirlerde eğer Cuma gününe denk gelirse bir cami yaptırıyordu. Ancak amaç ne kadar kutsal ise yolculuk da o

14

kadar zor ve meşakkatliydi. Cezayir’in güneyine geldiklerinde adamlarının azımsanamayacak bir kısmı ayaklarındaki rahatsızlıklardan ve yakıcı çöl güneşinin yaratmış olduğu sıcaktan dolayı yola devam edemediler. Her ne kadar bu bir Hac yolculuğu olsa da bunca altın elbette hırsızların da iştahını kabartmıştı. Çölde Bedeviler tarafından birkaç saldırıya uğradılar. Bedeviler hızlık vur kaç taktikleri ile kervandan alabildikleri kadar altını çalıp kaçıyordu. Ancak kervandaki altın o kadar fazlaydı ki çalınanlar okyanusta birkaç su damlasından öteye gidemezdi.

Sultan Musa Kahire’ye geldiğinde Memlük Sultanı O’nu sarayında konaklaması için davet etti fakat Musa daveti Hac yolculuğu yaptığını söyleyerek geri çevirdi. Mali sultanı Kahire'deyken her tarafı altına boğdu. Sadakalar dağıttı. Adamlarının yaptığı alışveriş Mısır'ın esnaf ve tüccarlarını zengin etti. Mısır'dayken Mali sultanına hizmet edenler büyük paralar kazanmışlardı. O kadar altın dağıtmıştı ki, Mısır'da altının değeri düşmüştü. Öylesine ki altının gerçek değerini bulması 12 yıl sürdü.

Yolculuğa bir süre daha devam eden Sultan Musa nihayet kutsal topraklara varmıştı. Hac vazifesini yerine getiren Musa bunun yanı sıra şehirde bol bol sadaka dağıttı. Sultanın 20 bin altın sadaka dağıttığı rivayet edilir.  Hac vazifesini yapıp, memleketine dönüş yolculuğuna başlayan sultan Kahire'ye vardığında bütün parasını bitirmişti.

15

Kahireli tüccarlardan borç alarak memleketine dönebildi. Döndükten sonra borcunu fazlasıyla ödedi. Musa’nın bu yolculuğu Avrupalı devletlerin Afrika’ya olan ilgisini arttırdı. Avrupa haritalarında sultan elinde altın tutarken resmedildi.

 

 

16

Sayfa 16 yükleniyor…