Seneler önce Ankara’da bir evde misafirken benden yaşça büyük birisi de misafir olarak gelmişti. Hal hatır sorma faslında cevaben çok şükür deyince, “Arkadaş dinci galiba” cevabı almıştım. Zar zor ağzımdan “kültürel bir şey” sözleri dökülmüştü mırıldanarak. Bu tavrı biliyoruz: İnşallah yerine umarım, Allah rahmet eylesin yerine ışıklar içinde uyusun ve daha niceleri...
Bu tavır başka bir yerden daha tanıdık gelmeli. Geçen sayıda politik doğruculuğun dile kamu otoritelerince aktif ideolojik müdahalesi talebine benzer şekilde, dilimizden gerici dinci yobaz bir takım hurafelerin ayıklanmasını istiyorlar. Çoğu zaman “Atam bu dincilerin ne güzel kökünü kazıdı” mottosu eşliğinde. İlkokul günlerine özlem hissinin kokusu duyulmuyor değil. Herkes evinin önünü süpürürse her yer temiz olur şiarından hareketle, kendi bireysel dillerini ‘temizliyorlar’. Elbette hangi kelimeleri tercih edeceğini kişi kendi bilir, ama incelemek de bizim işimiz.
Her dil bir mitolojiye yaslanır, bir tahayyül (pardon imgelem) dünyasının içinde yaşar. Tam da bu yüzden şiir başka dile çevirilemeyecek olan şeydedir. Mesela “Zahid bizi tan eyleme” mısraını bir Almana anlatmak için en az iki
saatlik bir konferans gerekir. İngilizcede aşık olunmaz misal; aşka düşülür. Türkler kurt gibi acıkırlar, başka hayvan gibi değil. Örneğin bir isteğe Türkçede, Arapçada ve Kürtçede ortak bir kalıp ifadeyle, başım gözüm üstüne denerek (Arapça: alâ ra’s ayn, Kürtçe: serçava) karşılık verilir. Ay çok feodal! Peki. Daha feodali var şekerim; her üç dilde de sevilen kişiye kurban olunur, bir şey çok içten isteniyorsa söyleyen kişi kendini kurban etmeyi teklif eder. Şimdi tiksinilen bir özellik olan fedakarlık, bu bölge halklarının (pardon Ortadoğu cehennemiydi değil mi onun adı) iliklerine işlemiştir.
Türkçede her dileğin, her temenninin hatta cinsel içerikli olmayan her öfke ifadesinin içinde Allah vardır. Hatta yer yer cinsel içerikle Allah da birbirine karışır, şimdi örnek verip de başımıza bela almayalım. Kısacası Allahsız Türkçe olmaz. Türkçeden Allah çıkartıldığında geriye kupkuru yavan bir şey kalır. Hayırlı işler’in sıcaklığı bir yanda, iyi işler’in yavanlığı öte yanda...
Dolayısıyla bir dili iyi konuşmak demek, o dili sarıp sarmalayan mitolojiye de hakim olmak demek. İyi Türkçe konuşmak isteniyorsa Allahın en azından bir kültürel varlık olarak içselleştirilmesi gerek. “Yazar iyi Türkçe konuşmak için Müslüman olmak şarttır dedi!”. Eğer tanrı gerçekten var olsaydı, bu denli ahmaklık karşısında gök kubbenin başımıza çökmesi gerekirdi, ben de seninle hemfikirim.
Allah kelimesinin ilk harfinin küçük yazılmasından imanı tehlikeye düşen, inşaAllah veya maşaAllah yazan humekaya da esenlikler diliyoruz.