sabahları ışık ararken gördüğümde kararanın gözüm olmasını dilerdim
gözü karaların varlığını unutarak bir an
kulplarından tutarak taşıyor yolluklarını kalabalıklar uçlarından dillerini
ses ve söz edilmiyor
edilgen anlatılar sayın seyirciler arasında hayli yaygındır oysaki
son dönemde yazılan romanlar pek kurmaca
dikine atılmış yeminler uzaktan pek yatay
kiliseler luteryen aşka yitirilen inanç yeni bir kutsal
izahı olmayanı izan etmek akılda zamanla alışkanlık yapar
hayat bir ritim işi konuşursa ritmini kaybeder apollolar
susuş yani içinden tanrı çıkarma teşebbüsü
çıkın gelin çıkın çıkın gelin çoktan azınlık kalmıştır tanrılar karşısında insan
yenidoğan aksanının en anlaşılır yanı bu olur görmeden de bulur süt dolu göğsü ve göğü
gitgide geriye doğru emeklemesi kesilmesi sütten ve göğden öyle tuhaf bakması
yabansıladığım eklem yerleri iskeletimi oluşturur gibi benim
antik çağ buluntularından gibi
o farklı devirlerden meşakkatle çıkılan tepelerden getirilen hakikat armağanlarını önce kendime sonra
alacası sönüp giden yaşantıların üzerine bohça etme fikrini ürpertici bulmama rağmen dünyanın ikirciği
seçip yaptırıyor birini.
ve bölünüyorum
bölümün ölüm olduran çizgilerini tabut ciddiyetiyle taşıyor yüzüm
ses ve söz ve bir o kadar da aldırış edilmiyor
çok sert dönemler kışlar simalardan geçiyorduk
gözlerin bir yerlerden ısırdığı gizli geçitlerdik
çekirdeğine indiğinde herkes birbirinin altında kalan göçük
üst üste gelir şeyler ve insanlar yan yana dururken
şehre şeytani alışkanlık kazandırır yadigar olarak bırakılır sakininden
sanki böyle böyle dininden kurban edilmiş servilerinden alıkonulur
rağmenler şehrin üzerime sindirdiği kokuyu çıkarmaya yetmiyor
kokumun götürdüğü yerlerden gelenler
bölümün ölüm olduran çizgilerini çekip yüzüne alıyor yüzümden
ıraklar kurarlar kendilerine sırtları kadar yakınlardan kutsanmış veya vadedilmiş toprakları yoktur
mülk reddi ellerinden alır dünyada hükm haklarını zaten kaptan stormfield’e göre ancak dünya dışında
bir yerde shakespeare’e meydan okumuştu alelade bir ayakkabıcı.
temasa ya da kan bağlarına bırakılan aralığı açmak da büyütür korkularını
insan sesi televizyon cızırtısı bebek ıngalarıyla haz duymak
balkon korkuluklarına olabildiğince mesafeli durmak
tek kalmanın inceliklerini öğrenmemek adına öyle kalın ve kalabalık
saklanmak devrimi fidel’den ayrılır latin amerika kadar uzak olmaktır başkalarına
decidles que todos tienen cien años, que por nuestras venas la soledad transita
hala en küçük boşluk dahi çığlıksız kalırsa benden önce öne kokum atılacak terk için
peki bunlar ne için kimin için gibi düz sorular devrime tam ters düşecektir
değerler aldatmacası içimize kadar sokulup biçilecek kavramlar aratacak
ters yüz olmuş algılara dağılmış mütevazı bir rol sustalı bir pay ve paha
dillerini uçlarından tutan kalabalıkların dişlerini gevşettiği yer
kılıçlarını kuşanmış ordunun yüzyıllardır saklı olduğu karargahtan
çıkıp gelebilmesi usulca